Turkcell KPMG Akbank Türk Telekom P-solve Chartis Deloitte Coca Cola Seker Bank Arçelik
 
 
 
 

 

 
Bireyler ana sermaye tedarikçileri olarak ortaya çıkıyor

Bireyler ana sermaye tedarikçileri olarak ortaya çıkıyor
Ağustos 18, 2009

Mervyn King

Kurumsal yönetimin yeni gerçeği şirketlere olan sermaye girişinin kaynağının değişmiş olmasıdır. Geçmişte, sermeye tedarikçileri dünyanın varlıklı aileleri iken, günümüzde bireyler emeklilik fonları ile dolaylı olarak sermaye tedarikçileri olmuşlardır.

Kaydileştirilmiş senet hak sahiplerinin dökümü incelendiğinde büyük menkul kıymetler borsalarında başlıca hissedarın gerçekte emeklilik fonu olduğun görülmektedir.

Kurumsal yönetimdeki diğer değişiklik ise şirket raporlamasında görülmektedir. Menfaat sahipleri artık 18. yüzyıldan 20. yüzyılın ilk yarısına kadarki dönemde olduğundan çok daha geniş bir kitledir.

Birey sadece sermaye tedarikçisi değil aynı zamanda müşteri ve şirketin faaliyette bulunduğu ülke içerisindeki vatandaş durumuna gelmiştir. Nasıl her bir vatandaş komşusundan iyi bir vatandaş olarak hareket etmesini bekliyorsa, bugün menfaat sahipleri de firmaların iyi birer vatandaş şirket bilinciyle yönetiliyor olmasını beklemektedirler.

Günümüzde, yönetim kurullarının şirkete bağlı tüm menfaat sahiplerinin kanuni beklentilerini ve çıkarlarını dikkate alması gerekmektedir. Bunun önemi şirketin ekonomik değeri ile muhasebe değeri arasındaki farkta gözlenmektedir. Bir firmanın bir menkul kıymetler borsasındaki piyasa değeri hiçbir zaman muhasebe değerine eşit değildir. Eşit ise de bu tamamen rastlantısaldır.

Bu farkın doğmasına sebep olan etkenler yatırımcının gelecekteki kazançların bazı hesaplamalarını yaparken, marka, iyi niyet, yönetimin itibarı, yönetim kurulunun itibarı, idarenin kalitesi, işin sürdürebilirliği ve şirketin ne dereceye kadar işi ile ilgili finansal olmayan yönleri dikkate aldığı gibi noktaları da değerlendirmesidir.

Şirket, içerisinde bulunduğu toplum üzerindeki menfi ve müspet etkilerini açıklıkla raporlayabilmiş midir? Şirketin ekonomik değerinin daha bilgili bir şekilde değerlendirmesini yapabilmeleri için menfaat sahiplerine ileriye dönük bilgi vermiş midir?

Global Reporting Initiative’ in (GRI) G3 yönergesi genel olarak sürdürebilirlik raporlaması standartlarının bir numaralı belirleyicisi olarak kabul edilmektedir. Yönerge şartlarının bir şirkette uygulanıyor ve raporlanıyor olması, özellikle hak sahiplerinin parası ile yatırım yapan finansal kuruluşlarda, menfaat sahipleri tarafından istenen bilgiyi sağlar.

Ayrıca, kurumsal yönetim, strateji ve sürdürülebilirlik ayrılmaz unsurlar haline gelmişlerdir. Şirketin uzun vadeli stratejileri üzerinde tartışırken ve bunları onaylarken yönetim kurulu işi ile ilgili sürdürülebilirlik konularını artık göz ardı edemez.

Örneğin, işi meşrubat üretimi ise ve Dünya üzerinde en zor bulunan madde haline gelen su riskini göz ardı etmiş ise bir yönetim kurulu görevinde başarısız olacaktır.

Sonuç olarak King 3 Raporu bütünleşik raporlamanın ve iç denetimin uygunluk eksenli olmasındansa risk eksenli olmasını tavsiye etmektedir. İç denetimin şirketin uzun vadeli stratejik planını ve bu planın risk faktörlerini anlaması gerekmektedir. Sadece bu şekilde şirket denetim yöneticisi veya konseyi kontrollerinin uygun olup olmadığının değerlendirmesini yapabilir.

JSE’de listelenen 90 ı aşkın firmada icracı yönetim kurulu başkanları bulunduğu gerçeğinden yola çıkarak King3 Kurumsal Yönetim Kodu bu firmaların bağımsız yönetim kurulu üyeleri arasından bir lider seçilmesini önermektedir. Böylece icracı yönetim kurulu başkanı kurumsal yönetim ve şirket idaresinin gerektirdiği dinamikler arasında bir ikilem yaşadığında bağımsız lider üyenin yönetim kurulu başkanı görevini üslenebilir ve soruna getirilecek çözümün kurumsal yönetim ilkelerinden sapmamasını sağlayabilecektir.

Bilişim teknolojisinin (BT) idaresi ve BT güvenliği konusu 2002’de yayınlanan King2’de yer almazken günümüzde bu konu çok büyük öneme sahip hale gelmiştir.

BT güvenliği önemlidir çünkü firmaların çoğunun belli başlı bilgi görevlileri ve iç programlayıcıları yoktur ve sonuç olarak dış hizmet tedarikçilerini kullanmaktadırlar. Bu da şirketin riskini arttırır, çünkü gizli bilgi şirket dışında kullanılabilir ve büyük kayıplara sebep olabilir.

Kurumsal yönetimin diğer bir gerçeği de yargı sisteminin ticarete ayak uyduramamış olmasıdır. Ticaret düz, sınırları olmayan bir dünyada yürütülmektedir ve sermaye 7gün 24 saat bir bilgisayar faresinin tıklaması ile hareket etmektedir. Bu akışın kesintiye uğramamsı bakımından bir yöneticinin görevleri arasında, ortaya çıkabilecek sorunun en kısa zamanda ve en verimli biçimde çözülmesini sağlamak önemli bir yer tutmaktadır. Bu da ancak başlıca tedarik sözleşmelerinde uygun bir ihtilaf çözümü maddesinin bulunmasını şart hale getirmektedir. King 3 Raporu’ nun tavsiyeleri içinde bulunan bu durumla ilgili emsal bir madde uygulama notları rapora dahil edilmiştir.

Hisse senedi opsiyonları ile ilgili olarak, Amerika ve Kanada’ daki düzenlemeler icracı ve icra dışı yöneticilerin hisse senedi opsiyonu almaları gereğini savunurken Avrupa Birliği ve İngiliz devletler topluluğu ülkeleri, icra dışındaki yöneticilerin hisse senedi opsiyonları almaması eğilimindedir. Buna dayanak olarak ise bu opsiyonların bir yönetim kurulu üyesinin kurumsal yönetim ilkeleri ile ters düşebilecek yönde objektif bakışını gölgeleyebileceği gösterilmektedir.

King 2 hisse senedi opsiyonlarını, genel kurullarda hissedarlar tarafından onaylanmaları koşulu ile tavsiye etmiştir. Bu tavsiyeye 2006- İngiltere Şirketler Kanunu’ nda uyulmuştur; ancak King 3, Güney Afrika’ nın başlıca ticaret ortakları olan Avrupa ve İngiliz devletler topluluğu ülkelerinin eğilimini takip etmiş ve hisse senedi opsiyonlarının King 3’ün geçerlilik kazanacağı 2010 31 Mart’ tan sonra verilmemesi gerektiği tavsiyesinde bulunmuştur.


Şirketler milyonlarca paydaşı birbirine bağlayarak devasa bir insan gücü ve parasal sermaye havuzu oluşturmaktadır. King 3i bu havuzun oluşmasında etken araç haline gelen şirketlerin paydaş ilişkileri üzerine bir bölüm içermektedir.


Özet olarak, kurumsal yönetimin yeni gerçeği yönetim kurullarının hissedarlar tarafından sağlanan finansal sermayeyi, çalışanlar tarafından insan sermayesini, kara, hava ve su tarafından sağlanan doğal sermayeyi ve şirketin faaliyet gösterdiği toplumu dikkate alması gerektiğidir.

 

Sayfayı Yazdır